Türkiye’nin en köklü kuruluşları arasında Emniyet Teşkilatı de yer alıyor. Ne zaman Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gitsem, mutlaka rahatsızlıkları dinler, Emniyet içinde bir grubun yıllar önce başlayan ve bugün istediği noktaya ulaşan yapılanmasından söz edilir. Bu gruptan söz edilirken isim kullanılmaz ve bazı kişilerden söz edilirken “F tipi” denildiğine tanık olursunuz.
Türkiye’de “F tipi” denilince akıllara hemen “F tipi” cezaevleri geliyor. Ancak, Emniyet’te sözü edilen “F tipi” cezaevi değil, bazı kişilerin görüşleriyle ilgili olarak kullanılıyor. Biraz daha açalım, Emniyet’te “Fethullahçı” gruplara yakın olan kamu görevlilerinden söz edilirken “F tipi” deniliyor. Her ne kadar, mahkemeye gönderilen bazı belgelerde “yok böyle bir şey” diye yazılsa da, bunları anlatanlar da hep Emniyet mensupları.
RAHATSIZ EDEN GÖRÜNTÜLER
Ne yazık ki bazı “organizasyon”ların içinde “F tipi” kişiler yer alıyor. Nuh Mete Yüksel, irticai faaliyetlere karşı mücadele veren DGM’de önemli hizmetleri olmuş Cumhuriyet Savcısıydı. Bir arkadaşının bürosunda tuzağa düşürüldü.
İlginçtir, bu olayın üzerinde yeterince durulmadı. Gizli kamerayı profesyonel bir biçimde o büroya kim yerleştirmiş, bu görüntüler ilgili makamlara kimler tarafından ulaştırılmıştı? Eğer ortada bir suç varsa, kişinin özel yaşamanı filme alanlar suç işlemiştir. Ancak, bu konunun üzerinde durulmadı. Komutanları, bazı öğretim üyelerini yıpratmak için yoğun bir biçimde çalışanlar olduğu da biliniyor. Hatta son günlerde, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın, Genelkurmay Başkanlığı’na getirilmesinin önünü kesmek için çalışanların başında “F tipi” kişiler olduğu da sıkça konuşuluyor.
“ONA HER TÜRLÜ İSTİHBARAT ULAŞIR”
Emniyet’te polis okullarında, Polis koleji ve akademisinde yıllar önce “Fethullahçı yapılanma”nın temelleri atıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nın da bu konuda hazırladığı “gizli” kayıtlı raporları da arşivlerde yerini almış durumda. Kendisi de polis koleji ve polis akademisinde okuyan, daha sonra mesleğinden ayrılıp gazetecilik yapan Zübeyir Kındıra’nın kitabı “Fethullah’ın Copları”nda bu yapılanmaya ilişkin çok çarpıcı olaylara yer veriliyor. Bugün yaşanan bazı olaylarla, “Fethullahçı yapılanma” arasında yakın ilişki olduğu değerlendirmelerini yapanlar az değil.
Amerika’da yaşayan ve Türkiye’ye dönmek istemediği anlaşılan Fethullah Hoca, Türkiye’de olup-biten her şeyden haberleri olduğunu söylemiş, muhtemel gelişmeler hakkında değerlendirmeler yapmıştı. Bir dönem onun en yakında bulunan Nurettin Veren, “Hocanın istihbarat ağı” konusunda bu köşenin okuyucularına çarpıcı bilgiler anlatmıştı. Gülen’in hemen her kesimden önemli istihbaratlar aldığını, bazı bilgilerin özel olarak giden kişiler tarafından aktarıldığını söylemişti.
ESKİ POLİS MÜDÜRÜNDEN, ÇARPICI BİLGİLER
Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki rahatsızlığı bugün görevde bulunanlar dinliyoruz. Ancak, görevde bulundukları için isimlerini veremiyoruz. Daha önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube Müdürlüğü görevinde bulunan Adil Serdar Saçan, bu konuda bildiklerini söylüyor. Saçan’ın anlattıklarından bölümler:
EN CİDDİ KADROLAŞMA: Emniyet Örgütü’nün politikacıların oyuncağı haline getirildiği ülkemizde, özellikle irticai kesim 1970′li yıllardan itibaren müthiş bir kadrolaşma faaliyeti içerisine girdi. Bu faaliyetler, Korkut Özal’ın İçişleri Bakanlığı döneminde kurumsallaştı. Başta Polis Koleji olmak üzere Polis Akademisi ve Polis Okulları bu kadroların eline geçti. Tarikatçı kadrolaşmanın yanı sıra, Emniyet Örgütü’nde ki en ciddi kadrolaşma Işık Evleri vasıtası ile “F tipi” kadrolaşma oldu. Bu gün Emniyet Örgütü’nün İstihbarat, Kaçakçılık, Personel ve Eğitim Daireleri başta olmak üzere, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün merkez teşkilatı, İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer büyük iller ile tüm Polis Okulları, Polis Koleji ve Akademisi F tipi kişiler hayli etkin. “F tipi” örgütlenmeye karşı ülke genelinde operasyon yapılamamasının nedeni de budur. En ufak soruşturma ve araştırma girişiminde “F tipi” hemen tedbir alıyor ve aldırtıyor.
- DİNLEMELER: Polisin elindeki tüm telefon dinleme, izleme ve diğer teknik takip olanakları “F tipi” kişilerin elinde bulunuyor. Devlet olanaklarını kullanarak elde edilen bazı bilgi ve belgeler gerekli görüldüğünde devletin arşivine değil, F tipi örgütün arşivine konuluyor. Bugün İstanbul’da ki MOBESE sisteminin başındakiler “F tipi”dir ve 28 Şubat sürecinde takibe alınanlardandır. Yine, İstanbul’da istihbarat ve teknik birimlerin başındakiler de bu süreçte takibe alınanlardandır. İstihbarat ve Kaçakçılık Dairelerinde bir çok üst düzey görevli de aynı statüde. Alınan istihbaratlar ve “F tipi”nin istekleri doğrultusunda takip edilen ulusalcılarla ilgili bilgi ve belgeler önce F ‘ye ve örgütlenmesine aktarılıyor, verilen talimat doğrultusunda hareket ediliyor.
…