“Çelişkini terket !”

ÇELİŞKİLER

Nisan 13th, 2008 at 00:47

“Pillî İrade” - Büyüklere Masallar - 2

“Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, AB hayaliyle avutulan, borsa ve bono piyasasına kote edilmiş, garip guraba, fakir fukara bir halk varmış…” diye başlar Pillî İrade’nin masalı…

“Demokrasi münafıkları”nın hezeyanı arşa yükseldi ! Hem öyle bir yükseliş ki, bunların demokrasi ve pillî irade “mülahaza”ları neredeyse batıyı bile kıskandıracak…

Yüce Allah, adamın ciğerini okuma adına neler neler öğretmiş… Sözlerin en güzelinde diyor ki;

“Onlar o kişilerdir ki eğer kendilerini yeryüzünde imkân ve güç sahibi yapsak salatı ikame ederler, zekâtı verirler, iyiliğe özendirirler, kötülükten sakındırırlar. Tüm iş ve oluşlar Allah’a varır.” (22/41)

Bir de bunların zıddı var;

“İş başına geçince de yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah bozguncuları hiç sevmez.” (2/205)

Esas olan o ki; kişinin dediğine bakmayacaksın. Allah ona yeryüzünde tam bir iktidar mevkii, güç ve saltanat verse, o ne iş yapar ? Bu gün çığırıp durduğu şeylere değil, yaptıklarına ve yapacaklarına bak !

Şimdi başrollerde iki güruh var. Bir taraf, AKP’nin yerli ve melez borazanları, diğeri “şimdilik” kaydıyla bunlara var güçleri ile destek olan “F Tipi” kadrolar…

Bunların hangisi tam olarak egemenliği ele geçirse “demokrasi”yi aklından geçirir ?

“Takıyye” yani “siyasi münafıklık”, şiddetinden neredeyse üstünden çatlayacak !

“Hoca”nın cemaatinde, “demokrasi”nin nesi var ? “BOP’un eş başkanı”nda yankılanan sesi var. Irak’a gelen demokrasinin “gümleyen” sesi ile Suud’un “keskin” demokrasisi ne de güzel şakıyor !

“Pillî İrade” meselesine gelince, onlar zannediyor ki, bu ülkeyi “milli irade” kurdu. Haydi Kitab’ı layıkıyla okumuyorlar, tarih de mi okumuyorlar ?

Çoğunluğun dayatmasını [6/116] “işine geldiğinde” buyruk kılandan daha zalimi kimdir ?

“Çoğunluk” kod adlı pillî iradenin, kömürle, yağla “satın” alınanlarını bir tarafa bırakalım, geride birkaç kesim kalıyor:

Bir grubu, “emevi / gelenek / atalar dini” adına destek olanlardır.

Bir grubu, “kriz” korkusundan kriz geçirenlerdir.

Bir grubu, “çalsın ama çalışsın” ekseninde düşlerindeki cürümlerin faillerine hayranlık besleyenlerdir. Hakikat bunlar; sözlerin en güzelinin, “…Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez …” (8/53) hakikatinin canlı mı canlı ama tersi istikametteki en güzel misallerindendir.

Bir grubu, sevip sevmemeden çok uzak ama “emri ilahi” kabilinden “hoca” buyruğuna [9/31] teslim bayrağını çekmiş, akıl yönünden [10/100] malulen emekliye ayrılanlardır.

Bir grubu, “şiddet içermeyen bir etnik ayaklanma” adına kerhen destekleyenlerdir - ki onların hainliği bakışlarına işlenmiştir - AKP bile, onlardan yana “emin” değildir.

Bir grubu, hayatın gerçeklerini “medya”dan öğrenmek büyüsünün kendilerinden belli bir zamana kadar ümit kesilmiş “saftirik” kurbanlarıdır.

Bir grubu, görevini mümkün mertebe ihmal ve suistimal eden egemen “ucube”nin kasıtlı olarak kendinden nefret ettirdiği masum ahalidir.

Hem bu öyle bir ucubedir ki, alın yazısında “Atatürk’ün gençliğe hitabesi”nden kesitler ışıldamaktadır.

Pillî İrade çığırtkanları, “büyük sirki” tam olarak ele geçirdiklerinde ne yapacaklar ? Pillerin iradesi gözden düşüp “milletin görüşüne” lüzum kalmadığı gün, pillî iradenin “sara”sı, “Hey gidi milli irade günleri !” narasına çoktan dönüşmüş olacaktır.

Ve denecektir ki;

“Gâvur ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…”

Ali Aksoy, 13.04.2008

Rastgele Yazı

 

RSS feed for comments on this post | TrackBack URI