Çocuklarımıza tek tip kıyafet giydiriyor, asker gibi diziyor ve her sabah “Türküm, doğruyum, çalışkanım…” okutuyoruz. Peki neden ?
Doğru ve çalışkan olmak için “Türk” olmak mı gerekiyor ?
“Türküm” deyince çocuklar daha fazla mı “Türk” olacak ?
“Doğruyum” deyince doğru, “çalışkanım” deyince çalışkan olunabiliyor mu?
Çocukluğu, bunu söylemekle geçen şimdiki büyükler, çok çalışkan, çok doğru insanlar mı?
“Türküm, doğruyum, çalışkanım…” dünyanın en çok resmi tatil yapan ülkesinin vatandaşıyım. Her ne kadar “doğruyum” dediysem de dünyanın en baba üç kağıtçılıklarının döndüğü bir ülkede yaşıyorum. Hortumların günahkar midelere hesapsız para akıttığı bir sisteme sahibim. O kadar çalışkanım ki, ilimde fende hiçte hak etmediğim halde olabildiğince geriyim. Çalışkanlık ve üretimin çokluğu yüzünden ülkede işsizler ordusu kol geziyor. Kahvehane çalışkanlıklarımız son raddesinde. Doğrulukta, hiç kimse devletimize yetişemez. Vatandaşına bu kadar çok yalan söyleyen ve gerçekleri saklayan bir başka devlet var mı?
Eh… Bağıralım o zaman…
Kral Çıplak !
İstediğiniz kadar bağırtın çocukları, ne doğrusunuz ne de çalışkan…